Kanser Hücresinin Öldürülmesi ve Kanser Tedavisi

Haluk Nurbaki Tv - Kanser Hücresinin Öldürülmesi ve Kanser Tedavisi

Haluk Nurbaki Tv – Kanser Hücresinin Öldürülmesi ve Kanser Tedavisi

Kanser tedavisi, çok geniş muhtevalı bir tariftir. Kanserli hücrenin öldürülmesi, kanserli dokunun kontrolü ve üremenin durdurulması, yeni kanser ihtimalinin kaldırılması gibi biyolojik problemler, topluca kanser tedavisini temsil etmektedir.

Kanserde tatbik edilen dört çeşit tedavi vardır. Umumiyetle bu tedaviler birlikte tatbik edilir. Zaten kanser tedavisinin diğer hastalık tedavilerinden farkı budur. Bu dört çeşit tedavinin nasıl tatbik edileceğinin planlanmasına kanser tedavi stratejisi denir. Kanserli bir hastaya bu plan tatbik edilmeden yapılan tedavi kesinlikle başarısız olur. Şimdi bu dört tedavi şeklini kısaca izaha çalışalım.

1. Cerrahi tedavi

Kanserin bilhassa başlangıç safhasında kesin tedavisi cerrahidir. Ancak, kanser cerrahisi tamamen hususiyet gösteren, titizlik isteyen bir iştir. Hastadaki kanserin sınırlan ilmi yollarla tesbit edilerek müdahalenin açıdan yapılması gerekir. Bu müdahalelerde isabet sağlandığı takdirde çıkarılan parçaların sınırlan mikroskop altında incelenir ve sınırlar normal çıkarsa tedavinin başarı sağladığı anlaşılır. Bir aksi durum varsa hemen diğer tedavilere geçilir.

Cerrahi müdahalelerin en geçerli olduğu kanser cinsleri, başlangıçta olmak kaydıyla meme kanseri, cilt kanserleri, bilhassa melanom, sindirim sistemi kanserleri ve rahim kanseridir. Mesane kanseri, akciğer kanseri ve boğaz kanseri için cerrahi tedavi şansı olmakla birlikte, başarı ihtimali düşüktür.

Bazı kanserlerde de cerrahi tedavi diğeri tedavilerle beraber yürütülebilir. Bu kanser türleri umumiyetle kemik kanseri, lenf atlaması yapmış cilt ve meme kanserleri, rektum kanseridir.

Beyin tümörlerinde de cerrahi tedavi şansı ortadadır. Lenf kanserlerinde, tıkanmalar dışında cerrahi tedavi uygulanmaz. Bir organa atlamış yahut geniş yer tutmuş kanserlerde de cerrahi tedavi uygulanamaz.

Halk arasında yaygın hatalı bir kanaat, kansere, bıçak vurulmayacağı, vurulursa azacağı şeklindedir. Bu, eski yıllardan, kanser cerrahisinin bilinmediği devirlerden kalan bir sözdür. Bilgili cerrahi müdahale ise, gerektiğinde can kurtarıcıdır.

Yine cerrahi tedavi açısından önemli bir problem, biyopsi dediğimiz, parça alma problemidir. Biyopsi gerekmedikçe, sırf laf olsun diye bu yola başvurmak yanlıştır. Bu yüzden, biyopsi ya bir tümör çıkarma ameliyatıyla birlikte yapılır. Buna eksisyonel biyopsi (çıkarıcı biyopsi) denir. Veya biyopsi ile acil ameliyat hazırlığı birlikte yürür. Acil patoloji tetkiki yapılan böyle biyopsilere frozen biyopsi denir.

Şüphesiz, bu tariflerimiz, okuyucularımıza cerrahi müdahalelerden çekinmemeleri gerektiğini hatırlamaları bakımından, nokta başlarını teşkil eder. Tıp, artık kansere, biyolojiye uygun şekilde müdahale etmektedir.

2. Radyoterapi

Kanserde ikinci önemli tedavi, ışın tedavisidir. Bu tedavi ya radyoaktif kaynaklarla, yahut röntgen ışınlarıyla yapılır. Halk arasında meşhur olanı, kobalt-60 ışınıdır. Ancak bundan daha değişik elektron ve nötron tedavileri de vardır.

Işın tedavisi taze vak’alara tatbik edildiği gibi, orta derecede gecikmiş vak’alara da tatbik edilebilir. Bu tedavinin hedefi kanser hücresini öldürmektir. Ayrıca ışın tedavisi, diğer tedavilerle birlikte, değişik şekil ve maksatlarla da kullanılır.

Işın tedavisinin kanser çeşitleri arasında kullanılmadığı yer yok gibidir. Kan kanserinden kemik kanserine, beyin tümörüne kadar geniş bir uygulama sahası vardır. Ancak en çok kullanıldığı yerler şunlardır: rahim kanseri, meme kanseri (cerrahi ile beraber), lenf kanseri, hançere ve boğaz kanserleri, dil kanseri, cilt kanseri, herhangi bir kanserin atladığı lenf kanserleri, kemik kanseri, bilhassa çocuk kanserleri.

Şua tedavisi, genel yayılma gösteren kanserlerde tatbik edilemez.

3. İlâç tedavileri

Kanser, günümüzde mübalağa edilmiş ilaç tedavileri çıkmazı içindedir, dersek yalan söylemiş olmayız. Kanserin muhtelif türleri için çok başarılı ilaçlar bulunmasına rağmen birçok kanser ilacı, antibiyotikler gibi, suistimal edilmektedir. Ne var ki, antibiyotiklerin masum yan tesirlerine karşılık bu ilaçlar öldürücüdür.

Kanser hücrelerini öldüren ve üremelerini durduran bu ilaçların cinsinin seçilmesi, hangi ilacın, hangi kanserin hangi devresinde kullanılacağının tesbit edilmesi, gerçekten çok ciddi bir ihtisas işidir ve çoğu defa bir uzmanlar heyetince kararlaştırılır. Kanser tedavi stratejisinde en önemli problem, ilaç tedavisinin zamanının ve gereğinin seçimidir.

İlaç tedavisi, umumi olarak daha gecikmiş vak’alarda kullanılır. Bazı kanser türlerinde başlangıçtan itibaren bu ilaçlar kullanılır. Hatta bazı kanserlerde kemoterapi dediğimiz bu ilaç tedavisi tamamen iyileştiricidir.

İlaç tedavisinin en müessir olduğu kanser türleri şunlardır: Kan kanserleri (her devresinde), lenf kanserleri (kısmen yaygın olanlarda), plasenta kanseri, Ewing sarkomu gibi bazı kanserlerde tamamen iyileştiricidir. Yemek borusu, dil-ağız ve vulva kanserlerinde radyoterapiye yardımcı olarak, meme ve rahim kanserlerinde cerrahı tedaviye yardımcı olarak kullanılmaktadır. İlaç tedavisi iki yönlü bir kılıç gibidir. İyi kullanılırsa hastaya şifa getirir. Aksi takdirde fayda yerine zarar verir. Bu ilaçlar, yüksek seviyede kullanılacaksa steril (mikropsuz) odalarda kullanılmalıdır. Ayrıca bu tedavilerin umumiyetle klinikte yapılması gerekir.

4. İmmunoterapi

Kanseri vücudun kendisine mağlub ettirme metoduna İmmunoterapi denir. Tıbba son on yılda kesinlikle yerleşen bu tedavi, aslında gelecekte kanserin yenileceği noktadır. Vücut normal şartlarda kanser hücresini yenebildiğine göre, vücudun bu açıdan takviyesi ve kanserli kimselere bu işlemi tekrar ettirmek, en gerçekçi ve mantıklı yoldur.

İmmunoterapi halen emekleme safhasında bulunuyor. Buna rağmen çok ilgi çekici ve başarılı sonuçlar alınıyor. Halen tatbik edilen immunoterapi metodları, kemik iliği nakli, BCO-F (yoğunlaştırılmış verem aşısı) ve bazı benzer immunolojik metodlardır. İmmunoterapi, bütün kanser türlerinde belli aralıklarla ve hastalığın muayyen devrelerinde tatbik edilmektedir. En çok kullanıldığı kanser türleri şunlardır: Lösemi (kemik iliği nakli), lenf kanserleri (BCO-F), deri kanserlerinin tamamı, bilhassa melanom, meme kanseri (remisyon devrinde), kemik kanserleri, mide kanserleri.

Biyoloji mantığına en uygun düşen bu tedavinin hedefi şu şekilde kurulur: Hastaya, deri içine çok yüksek yoğunlukta, tesirsiz hale getirilmiş verem mikrobu verilir. Bu mikroplar deri altına verilince bütün lenfositler yüksek seviyede zehir hazırlar. Böylece, kanser nerede olursa olsun, o civara sağlıklı, güçlü lenfositler yığılır ve kanserin o çevrede bloke ettiği eski lenfositlere bir manada taze kan ve güç verilmiş olur.

Neticeler daha şimdiden yüz güldürücüdür. Tedavi bahsini kapatmadan önce, çok önemli bir nokta üzerinde tekrar durmak istiyorum.

Kanser tedavisi ne ilaç, ne ışın, ne ameliyat, ne de aşı işidir. Kansere yakalanıp onun trajik havasına giren hastalar doktor doktor gezerek yeni bir ilaç, yeni bir tedavi peşine düşer. Bu arada şarlatanların eline bile teslim olur. Uydurma aletlerle kanseri tedavi ediyorum diyenler, tıpta kullanılmış, faydasızlığı tecrübe ile sabit olmuş birtakım nebatî ilaçları tatbik edenler, maalesef, en aklı başında insanları bile aldatmaya devam etmektedirler.

Kanserli bir hasta tedaviden fayda görmemişse, en iyi yol yeni baştan bir tedavi planına girmektir. Yapılan eksik tedaviler tamamlanmalıdır. Yoksa yanlışlıklara devam etmek hastayı çıkmaza sürükler.

Kanser tedavisinde takib edilen bilgili plan içinde, yardımcı tedaviler de vardır. Bunların en önemlisi ağrı tedavisidir. Bazan kanser ağrısı geçmiyor diye, çok erken devrelerde hastalar uyuşturuculara alışır. Aslında kanser dayanılmaz ağrı yapar diye bir kaide yoktur. Bazı tür kanserler bulundukları yer sebebiyle, bazı tür kanserler de son devrelerinde zehir tesirleriyle ağrı yapabilir. Kanser uzmanlarınca değişik ağrı tedavileri belli bir sıra içinde tatbik edilir. Kanser ağrıları için husus cerrahi ve ışın tedavileri vardır. Bilhassa meme kanserinde hormon tedavisi diğer tedaviler kadar ehemmiyet taşır. Bu, yayılmayı engelleyen önemli bir tedavidir. Bu tedaviler de kanseri dörtlü tedavi planı içinde yer alır.

Tedavilerin şansı her kanser için farklıdır: Bilhassa başlangıçta olmak kaydıyla rahim, meme, hançere kanserinde tedavi şansı yüzde 70:80 arasındadır. Cilt kanserinde bu nisbet yüzde 90-95 arasında yer alır. Umumiyetle tedavi ihtimali yüzde 45-55 arasında değişmektedir. Gecikmiş kanserlerde ortalama nisbet yüzde 25, ilerlemiş kanserlerde yüzde 10 civarındadır. Kanserin tam sebebi bilinmemesine ve kesin tedavi yolları açık olmamasına rağmen bu neticeler de fevkalade başarılı sayılmaktadır.

Şimdi son bir problem kalıyor: Kansere yakalanmamak için ne yapılmalıdır?

Takib eden bölümde bu konuyu ele alacağız.

• Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Yeni Asya Yayınları, Kanser (İstanbul, 1983) kitabından alınmıştır.

ALINTI VE KOPYALAMA İZNİ:

'haluknurbaki.tv' bünyesinde yayımlanan içeriklerin daha çok kişiye ulaşması asıl gayemiz dâhilindedir, bu sebeple hakları saklı değil, tamamen açıktır. Ancak yayınlarımızda yapabileceğimiz alıntılar ve emeğe saygı itibarıyla kopyalama yapabilmeniz için ilgili içeriğe bağlantı vermenizi rica ederiz.

Diğer başlıklardan…

  • Modern Ebu Cehiller: Elli yıldır İslâmı hiç bilmedikleri, anla­madıkları halde ona saldıranlara karşı mücadele ediyorum. Dikkat ederseniz İslama saldıranlar, İslama karşı gelenler, bu zıtlıkların nedenini bir türlü izah edemezler. Yürekten inancım odur ki, bu mil...
  • İnsan Beyni ve Ruh: İnsanların nebati hayatları dışındaki bütün cevherini, kafatası içine gömülü uzuv bütününe bağlamak tıpta âdettir. Fakat kabaca beyin dediğimiz bu uzuv üzerindeki dakik çalışmalar, son zamana kadar, tesbiti hüküm bakımından hiçbir sıhhatli ne...
  • Tayyib'in Duası: İnsanların olaylara ve evrene bakış tarzı arasındaki çok bariz fark Sayın Tayyip Erdoğan’ın kuraklık karşısında yağmur duasına başvurma önerisi ile yeniden gündemde. Tarih boyunca bir olay karşısında Allah’a başvurma konusu, insanları net bir çizg...
  • Kanserde Risk Faktörü: Bir insanda kanser ihtimali nedir? Hangi iç ve dış faktörler, tesirler birleşince kanser doğurur? İşte bu soruların en ilmi cevabı, risk faktörü dediğimiz tarif altında toplanır. Ne var ki, kanserde risk faktörleri her insan için değişmeyen, kararl...
  • 9. SENE-İ DEVRİYESİ ANISINA: