Kanser Hücresi Nedir?

Haluk Nurbaki Tv - Kanser Hücresi Nedir?

Haluk Nurbaki Tv – Kanser Hücresi Nedir?

Biyoloji, kanser konusunu yüz yıldan fazla zamandır tartışmaktadır. Ve netice, hala ünlü patoloji’ uzmanı Virchow’un tarifinden öteye geçememiştir. Bu tarif ise yüzyıldan daha eskidir: “Kanser hücresi, doku kanunlarına baş kaldırmış hücrelerin anarşik halidir.”

Bugün bu tarifi daha süslü sözlerle ifade edebiliriz: Kanser hücresi doku ahengine isyan etmiş, ona ayak uyduramamış, kendi bağımsız prensiplerine dönmüş bir hücredir. Bünye ve davranış açısından normal hücreye göre büyük değişikliklere uğramıştır. Bu değişmeleri, kaba hatları ile şöyle özetleyebiliriz:

1. Sitoplazmada azalma.

2. Sitoplazma metabolizmasında bozulma.

3. Sitoplazma iç yataklarında ‘ve bu yataklara yerleşen granülasyonda (taneleşme) düzensizlikler.

4. Doğduğu hücreye benzememe (indiferasyon).

5. Nüvede (çekirdekte),

a. büyüme,

b. birden fazla çekirdek,

c. nüve zarında bozulma,

d. nüveciğin (nükleolus) bozulup kaybolması

6. DNA’nın hücre içinde gereksiz yığılmalar yapması.

7. Hücre zannın seçme ve geçirme kabiliyetinin bozulması.

8. Hücre elemanları arasındaki dengenin, nisbetin bozulması:

a. Çekirdeğin sitoplazmaya göre büyümesi

b. DNA ve RNA nisbetinin bozulması

c. Üretimi bozuk, sayısı çok mitokondri.

9. Doku bağlantı kilitlerinin bozulması. Gerek yapıdaki şekil bozukluğu, gerekse bu kilit ilgilerin yokluğu sebebiyle doku içinde geometrik yerinin sapması

İşleyiş bozuklukları ise şöyle sıralanabilir:

1. Frensiz ve kayıtsız şekilde anormal üreme:

a. biyolojik imkanın en hızlısıyla mitoz.

b. genetik şifrelerde bozulma, buna bağlı soysuzlaşmış (dejeneratif) çoğalmalar.

c. ortaya çıkan nesiller arasında benzemezlik.

2. Anormal beslenme: Normal doku düzeni içindeki hücreler, beslenme konusunda belli bir sınıra, kayda tabi oldukları halde, kanser hücresi sınırsız bir beslenme düzenine geçer. Bu beslenme hem hızlı üremesini kolaylaştırır, hem de bağımsız hayatında kanser hücresine savunma ve yaşama imkânı verir. İşin ilgi çeken yanı, bu oburluk, neticede kanser hücresinin ölümüne sebep olur.

3. Fonksiyonunu yitirme, yahut çok az yapma: Belli dokulardaki kanserleşmiş hücreler çoğu defa o dokunun kabiliyetlerini yitirir. Bazan az, yetersiz şekilde devam ettirmeye çalışır.

Kanser hücresinin bu temel değişikliklerini iyice tanıyoruz. Fakat işin asıl düğüm noktasını iyice bilemiyoruz. Yani, bu genel sapma hücrenin neresinden başlıyor ve nasıl gelişiyor? Hadiseyi başlatan sebep nedir? Bu sualler, umumi bir cevap bulamıyor. Ancak normal hücrenin temel karakteri, kendi davranışlarını kaldırıp, doku programına göre kompüterize olmaktadır. Bu esrarengiz biyoloji olayı, aslında hücredeki matematik şuurla yürümektedir . Doku hayatına giren hücre, bütün fonksiyonunu böyle bir düzene göre programlamaktadır. Ancak unutmamak gerekir ki, bu program, hücrenin kimyevi yapısıyla iç içedir. Yani, hücre programını kimyevi maddelerin imkanı nisbetinde uygular. Mesela hücre zarında bir gedik açılır, oradan hücreye ters düşen maddeler girerse, elbette normal program yürümez. Yeni maddelerin tesiriyle yeni bir uygulama başlar. İşte kanserin böyle bir gelişme  olduğu düşünülebilir. 1972′den 1982′ye kadar kanser hücresi konusunda oldukça ilgi çeken çalışmalar yapılmıştır. Bize göre bu neticeler yukarıdaki görüşümüzü destekler mahiyettedir. Şimdi kanser hücresindeki yanlışları daha inceden ele alacağım.

1. Kanser hücresi zarında ortaya çıkan aksamalar şu şekilde özetlenebilir:

a. zarın dış kısmında, yağ zırhı bölümünde kolesterol birikmesi, protein bölümünde mukoprotein çoğalması,

b. zar porlarında (delikçiklerinde) concavanalin A recepta germ reseptörünün birikmesi.

c. zarın yüzündeki flamanların duruş bozukluğu, yine bu bölgedeki mikrotübülülerde ciddi şekil bozuklukları.

Hücre zarına çok önem veren birçok sitolog kanser hücresinde en mühim bozukluğun zarda olduğunu savunmaktadır. Zardaki bu bozukluklar hem çevrede iyonik dengeye, hem hücrenin elektromanyetik alanına tesir etmektedir. Hücre biyofiziği, böylece, kanser ilmine girmiş oluyor. Zarın hücre açısından değeri, elbette ki hayan önem taşımaktadır. Yalnız, bazı ilim adamları gibi, zardaki bu değişmelerin kanseri doğuran sebep olduğunu kabul etmek kolay değildir. Zira kanser hücresinin vücut ve nüve yapısında da çok ciddi arızalar vardır.

2. Kanser hücresi kromozomlarındaki sapmalar:

Kanser hücresi kromozomlarında birçok ilim adamı defekt (arıza) tesbit etmiştir. İnsanların normal 46 kromozomuna karşılık kanserli hücrelerde iki çeşit kromozom hatası göze çarpmaktadır:

a. Belli koromozomların belli noktalarındaki defektler, yani, genetik kartların o bölgelerinde şifrelerin kaybolması.

b. Normal dışında kromozom parçaları. Bazı ilim adamları, bunları fazla kromozom kabul etmektedir. Bazı ilim adamları ise bunların genom (bazı virusların genetik kartları) olduğunu ileri sürmektedir.

Gerçek ne olursa olsun, bir noktada ortak görüş vardır: Kanserli hücrelerin genetik kartlarında, şifrelerde kopukluklar mevcuttur. Acaba kanser olayı genetik kartlardaki bu arızalardan mı doğuyor? sorusu ise yine açıktadır. Birçok kanser hücresinde bu genetik arızayı tesbit etmek mümkün değildir. Aynı zamanda, kanser damgasını almış hücredeki bu kromozom defektinin başlangıçta mevcut olup olmadığı da belli değildir. Yani, hücre kanserleştikten sonra mı kromozomları arızalanıyor? sorusunu cevaplandırmak çok zordur. Mesela, kanser olayını daha çok hücre zarına bağlayanlar, bu genetik kart bozukluğunu zardaki arızaya yüklemektedirler. Bunlara göre, bozulan zar sebebiyle düzenli DNA, RNA kuruluşu olmamakta ve genetik kartlar bu yüzden arızalanmaktadır.

3. Bölünme (üreme) olayının hızlanması:

Hücre bahsinde de temas ettiğim gibi, üreme olayının kontrol ve başlatılması biyolojik açıklığa kavuşmamıştır. Bilhassa doku tarzındaki hayatta hücrenin doğum kontrolü iyice anlaşılamamıştır. Umumiyetle doku hücreleri, DNA çift zincirlerini, üremeyi durdurmak maksadıyla kilitler. Buna chalon denir. Bir manada hücre şifreleri kilitlenmiş olarak çekirdekte saklanır.

Hücre kompüter sistemindeki bilemediğimiz tesirler sentrozomları faaliyete geçirince bölünme olayı başlar. Hücrenin bölünme işlemini hareketlendiren bazı biyolojik tesirler biliyoruz. Bunların başında vazife zorlaması vardır. Deri, iç deri (mukoza) yaralandığı yahut koptuğu zaman kenarda kalan hücreler adeta birbirine kavuşmak, bütünü tamamlamak için hızlı bir üreme işlemine geçer. Bu gerçek, birçok ilim adamını, üreme kontrolünün doku düzeniyle yakın ilgisi olduğu kanaatine vardırmıştır. Ancak, vücudun çeşitli dokularında davranış çok farklıdır. Birçok doku,.hücresinde bu kabiliyet yoktur. Bu kabiliyet yalnız iç ve dış derilerde vardır. Başka dokularda üreme davranışı çok değişiktir. Hemen hemen her doku için üreme davranışı, fonksiyona bağlı şekilde gelişir. Bu konuda en ilgi çekici hadise, kemik iliğin de cereyan etmektedir. 10′a yakın farklı hücre, kemik iliğinde, tek bir hücreden ürer-çok hızlı, fakat programlı bir şekilde.

……

“Stem cell” denilen bu hücreden on ayrı hücre, dört kademede gelişerek ürer. Kırmızı kan hücreleri, beyaz seri dediğimiz hücre tipleri ve bazı koruyucu özel hücreler (mastosit, plazmosit) hep bu tek tip hücreden gelişir. Yaratılış hikmetindeki ince matematik sırra bakın ki, bu on hücrenin oranlan hayat boyu sabit kalmaktadır. Bu oran bazan, hayatın bâdireleri ile, şuurlu bir şekilde değişir. Bu on hücreden, mesela, T-lenfosit gerekiyorsa bunların nisbeti nasıl arttırılır? İhtiyacı kim gönderir? Yapım fabrikası olan kemik iliğinde imkanları kim ayarlar? Bu akıl almaz şuur, bizi yaşatan fevkalade önemli bir sigortadır. Eğer bu sistemi Allah otomatik yaratmasa da bize bıraksaydı, yalnız kemik iliğindeki hücre oranlarını yüzlerce ilim adamının yıllarca hesab etmesi gerekirdi ki, o zamana kadar çoktan ölürdük!

Kemik iliğinde farklı kademelerden geçerek vücuda gelen bu hücreler vücudun en kabiliyetli hücreleridir. Fakat üreme kabiliyetleri alınmıştır. 1-4 aylık hayattan sonra ölür, yok olurlar. Yine hücrelerin bir kısmının çekirdeği yoktur (eritrosit). Bir kısmının üreme kabiliyetleri olmamasına rağmen nüveleri ve bütün hücre organları tamdır. Fakat kan içinde üreyemezler. Nitekim bu hücreler dışarıda, doku kültürlerinde üretilebilmektedir. Bu ilmi tesbitlerimizin nice hikmetleri vardır ki, konumuzu aşmaktadır. Ancak gerçek odur ki, hücre üremesinin sırrı çok karışıktır, Onun kompüterize bir matematik düzen içinde yürüdüğü muhakkaktır. Bu sırlan çözmemiz de şimdilik imkânsız görünüyor. Bildiğimiz kadarıyla, hücrede üremeyi başlatan biyomanyetik organlar, sentrozomlardır.

İşte, kanserde bu sistemde ne oluyor? Ona temas etmek istiyorum. Bilinen kadarıyla, kanser hücresindeki bir düzensizlik sentrozomlara da sirayet eder. Bu düzensizliğin bir kimyevi terslik olduğunu kabul edenler şimdilik çoğunluktadır. Ancak, buraya kadar anlattığımız gerçekler ise, kanser hücresini dengesiz, kontrolsüz büyümeye sürükleyen sebeplerin daha çok matematik programda olduğunu düşündürmektedir. Bu şuur ve davranış bozukluğu, daha çok sentrozomlarda merkezleşiyor. Bölünmenin kurmay planlarının yapıldığı sentrozomlardaki bozukluklar ise şu ihtimallerden gelişir:

a. Sentrozomların yapı kuruluşlarında bozukluklar (böyle bir sapma ancak genetik kartlardan gelişebilir).

b. Sentrozomlara tesir edecek iyonlarda dengesizlikler (böyle bir değişme zardaki bozukluklardan gelişebilir).

c. Sentrozomların biyomanyetik alanları bozulabilir. Bu bozukluğu çözmemiz imkansızdır. Çünkü biyomanyetik alanın fiziğini henüz bilmiyoruz. Yalnız varlığını ve tesirini tesbit etmiş durumdayız. Bu alanın kontrolünü kaybetmesi ve devamlı olarak hassas kalması, böyle aşın ve dengesiz bir çoğalma sebebi olabilir. Kanserin sebepleri bölümünde göreceğimiz gibi, pek çok şey bu alana tesir edebilir.

Dengesiz ve aşın üreme yalnız bir sentrozom olayından ibaret değildir. Zira, kromozomlarla sentrozom, birlikte bir kompüter sistemi ahengi içinde gelişir. Kromozomların chalon kilitleri açılmadan bölünme ortaya çıkmaz.

Bilhassa insan dokusunda bölünme olayı, kimyevi ve elektronik tesirlerin birlikte yönettiği karışık bir hadisedir. En son yapılan laboratuar deneyleri, hücre bölünmesinin başta hipofiz salgı bezinin büyüme hormonu olmak üzere prolaktin tiroid hormonlarının ortak kompüter programıyla meydana geldiğini doğrulamaktadır. Yine Nobel Armağanı alan bir çalışmaya göre, kandaki bu hormonları gereğinde hücre çağırmakta veya atmaktadır. Demek ki, insan dokusunda hücrenin bölünmesi akıllara durgunluk veren bir sistemler topluluğunun kontrolündedir. Bu yüzden, kanser hücresindeki sapık bölünme olayını belli bir sebeple açıklamak güçleşiyor.

Şimdi kanser hücresindeki sapık bölünme ve çoğalma hadisesini bilinen çizgileriyle inceleyelim.

Kanser hücresi nasıl bölünür?

Daha önce tarif ettiğim gibi, kanser hücresinde çekirdek (nüve-nukleus) aşın büyüktür, fakat sağlıksızdır. DNA ve RNA’lar dengesizdir. Kromozomların kimyevi ve biyofizik zindelikleri yoktur. Fakat, sentrozomlar çabuk işleme geçince, çekirdekte mitoz biçimi safhalar başlar. Burada pek ilgi çekici değişmeler göze çarpmaktadır.

a. Kromozomlar iki kutupta toplanacağı yerde, ya üç kutupta toplanır, ya da dengesiz, eşit olmayan parçalar şeklinde toplanır.

b. Mitoz safhalarında süreler fizik sürelerini yitirmiştir. Ya acele üremeden veya biyomanyetik alandaki bozukluktan ortaya çıkan olaylar genetik kartların yeni hücreye tam aksetmesini engeller. Nitekim diferansil kanserler bir müddet sonra indiferansil şekle dönebilmektedir. Bu hadise bilhassa lenf kanserinin lösemiye dönüşünde çok açık şekilde görülür.

c. Çekirdekçiklerin (nükleolus) kaybolması veya silinmesi sonucu genetik kartlarındaki şifreler iyi işlemediği için kanser hücresi mitozu (bölünmesi) sırasında, hayat kabiliyeti olmayan, ölü hücreler doğar.

d. Mitoz sırasında kromozom kutuplaşmaları eşit olmadığından, mitoz sonunda iki eşit hücre doğacağı yerde, biri büyük, biri küçük hücreler ortaya çıkmaktadır.

e. Mitoz sırasında normal dinlenme safhası kanserli hücrelerde çoğunlukla düzensizdir. Bu safhada aşırı kromozom yığılmalarıyla doğan iri, dengesiz hücreler kısa zamanda yeni mitoza geçer. Daha küçük hücreler ise uzun müddet mitoza geçmeye çabalar.

Mitoz öncesi safhada ve mitoza geçiş sırasında normal hücreye göre bazı amino asitlerini daha çok harcar. Gerçi bunları engelleyici birçok kanser ilacı hazırlanmıştır. Ancak bunların tesirleri uygulamada geçici olmaktadır. Daha doğrusu, ilaçlarla bu amino asitler ve yapım maddelerinden olan folic acid engellense de, kanser hücresi yeni şartlara göre beslenmesini ayarlamaktadır.

Amino asitlerden ve bunların riboz şekeriyle birlikte teşkil ettikleri nucleotidlerden kanser hücresinin hangisini tercih ettiği, sanıldığı gibi önemli değildir. Zira hızlı üremenin gereği budur. Yani, bazılarının sandığı gibi, kanser hücresinin guanin ve uracile ilgisi hususî değil, üreme merhalesinin bir mecburiyetidir.

Aynı gerçek bazı enzimler için de geçerlidir. Bu enzimlerin kanser hücresince seçilmesi ve üretilmesi, kanserin kendine has şahsiyetinden doğmamaktadır. Bunlar hızlı hayatın mecburî çareleridir. Nitekim ters bir kanaatten yola çıkarsak, normal hücreye göre kanser hücresinde daha çok görülen kimyevi maddeleri yok etme gayesini güden tedaviler, normal kemik iliğini de yok etmiştir. Zira normal kemik iliğinde süre gelen hızlı, fakat şuurlu üreme de aynı maddeleri çoğu defa taşımaktadır.

• Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Yeni Asya Yayınları, Kanser (İstanbul, 1983) kitabından alınmıştır.

ALINTI VE KOPYALAMA İZNİ:

'haluknurbaki.tv' bünyesinde yayımlanan içeriklerin daha çok kişiye ulaşması asıl gayemiz dâhilindedir, bu sebeple hakları saklı değil, tamamen açıktır. Ancak yayınlarımızda yapabileceğimiz alıntılar ve emeğe saygı itibarıyla kopyalama yapabilmeniz için ilgili içeriğe bağlantı vermenizi rica ederiz.

Diğer başlıklardan…

  • İYİ Kİ DOĞDUN, İYİ Kİ VARSIN…:
  • CENNET & CEHENNEM: Bismillahirrahmanirrahim Bugünkü sohbet konumuz cennet ve cehennem. Ahiretin en önemli unsuru şüphesiz ki cennettir. Cennetin varlığını gerek Yüce Kitabımızda gerekse Efendimiz’in hadislerinde anlamaya çalıştığımız zaman genellikle bir müşkülle ...
  • İnsanın Kopyası Yapılabilir Mi?: Ataist ve materyalist düşünceler, bilimin her gelişme safhasında, inançsızlığa sermaye olsun diye tezler ortaya atar. Bunları bir ucundan ilimle irtibatlandırarak madde ötesini inkâr etmek ister. Böyle bir çıkış, son günlerde, bir koyunun kendi hüc...
  • Savunma Sistemimizin Kanserle Savaşı: Kanser hücresi ileride açıklayacağımız yollardan ve sebeplerden zuhur ettiğinde, vücudun, bu ası evladına karşı tedbiri, lenfosit dediğimiz hücrelerle onu imha etmektir. Gerçekten bir yaratılış harikası olan hadise şöyle cereyan eder: Kemik iliğin...
  • ŞEYTAN - 1: Uğur Canbolat: Gönül sohbetlerinin ortaya koyacağı mana meyvelerini nasıl toplarız? Efendim, mânâ meyvelerini toplayabilmek için iki fazda olayı mütalaa etmek lazım. Bir tanesi; büyük bir iştiyakla bu sohbetleri dinlemek ve bunları gönlüne nakşetm...